şenol 的个人资料ÇARPAR,TOPLAR hiç ÇIKARM...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


Mü'minin MİRACI


Namaz kılacaktımy1p49AF7-hQyQTfJVf-EiqVbUMvJvx4EI9f1qqrihx4k3RJwYwfqd6soqWSFqsik_QDsS6aheU3RNg[1]

Namaz kılacaktım!
 
O ALTMIŞ YAŞLARINDAYDI...
Dostum Zerrin Hanımın teyzesiydi…
Hayatı yaşamayı, gezip eğlenmeyi pek severdi.
Ona göre insan dünyaya bir kez gelmişti. Öyleyse hayatın tadını çıkarmalıydı. 
Bu sebeple İslâmî hayatla arası yoktu. Ona göre insanlar ihtiyarlayıp beli
büküldüğü zaman namaz kılmalı ve örtünmeliydi.
Yeğeni Zerrin örtündüğü zaman şok olmuştu. Onu bu hayattan sürekli
uzaklaştırmaya çalıştı: 
“Kızım sen daha çok gençsin. Bu yaşta öcüler gibi nasıl kapanıyorsun.
Hem kocan seni beğenmez. Eskisi gibi süslen püslen. Bu ne, temizlikçi
kadınlara dönmüşsün.” deyip, Zerrin Hanım’ı vazgeçirmeye çalışıyordu.
 Zerrin Hanım ise:
“Teyzeciğim, eşim benim bu halimden memnun. Onun gözü şimdiye kadar
başka kadınlarda olmadı ki, bundan sonra olsun” diyerek itiraz ederdi.
Fakat teyzesi ikna olmaz itirazını sürdürürdü:
“Şimdiye kadar güzeldin. Şimdi güzelliğini kapattın. Onun için eşinin
gözü başka kadınlara kayabilir.”
“Ablam açık, ama kocası her gün bir kadınla geziyor. Buna ne diyeceksin?
Eğer bir erkek başka kadına ilgi duyarsa bunu ancak dini duyguları engelleyebilir.
 Zaten dinimizde bir erkeğin başka kadına başka gözle bakması haram.”
Aslında Zerrin hanımın teyzesi kendisini çok seviyordu.. Kendine göre
kurtulmasını istediğinden üstüne düşüyor, yeni tarz hayatından vazgeçirmeye
çalışıyordu. 
Bu yüzden karşılıklı konuşmaların ardı arkası kesilmiyordu: 
“Sen daha çok gençsin yavrum, hele bir yaşlan. Hacca gider
günahlarını affettirir, örtünürsün.”
“Peki teyzeciğim, ya hacca gidemeden, yaşlanmadan ölürsem?”
“Canım bu yaşta ölümü düşünme”
“Ya ansızın gelirse?”
Zerrin’in teyzesi sıkıştığında saldırganlaşıyordu:
“Senin kafan örümceklenmiş. Ne yapsak içine bir şey girmiyor.
Hiç aynaya bakmıyor musun? Eski Zerrinle yenisi arasındaki farkı
 görmüyor musun? Allah aşkına kızım kendini neden kandırıyorsun.
Sinema yok, tiyatro yok, dans yok, müzik yok. Peki bu nasıl zevk almak?”
“Zamanında hepsini yaptım teyze. Ama itiraf ediyorum, şimdiki hayatım
çok daha zevkli.”
“Eşin nasıl da seni böyle geri kafalı yaptı? Beynini yıkadı?”
“Yapma teyzeciğim. Uzun sandığın hayat çok kısadır. Göz açıp
kapayıncaya kadar geçer. Sonra sen de pişman olursun.
Gel sen de Allah’a kul ol.”
“Neee. Senin gibi öcü mü olacağım. Hele dur daha çok var.”
“Bir gün iş yerimde kadınlık gururumun kırıldığını hatırlıyorum.
 İşe makyajsız gitmiştim. O gün yabancı misafirler firmayı
gezmeye gelecekmiş. Müdür yanıma gelip
“Zerrin Hanım bugün o muhteşem güzelliğiniz neden yok?” dedi. Ben de:
“Güzelliğimin işimle ne alâkası var?” dedim. Bana: 
“Efendim, siz bizim iş yerimizde vitrinimizsiniz. Sizin güzel olmanız gerek.”
“Ben bir iş yaptığımı sanıyordum. Adamlar beni meğer bir süs eşyası,
dekor olarak görüyorlarmış!Artık örtüm sayesinde bu tür aşağılanmaktan kurtuldum.” 
“Bunlar sana şimdi heyecan verir ama sonra usanırsın.” 
“Bu geçici bir heves değil teyze. Bak dilersen sana bir şey okuyayım:
“Dünya durmuyor gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun.
 Bak ihtiyarlık şafağı kulaklarının üstünde doğmuştur. Başının yarısından
fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda yerleşmeğe hazırlanan hastalıklar
ölümün keşif kollarıdır. Ama ebedî ömrün önündedir. O ömürde göreceğin lezzet,
 ancak bu fani ömürde çalışmalarına bağlıdır. Senin o sonsuz ömürden
hiç haberin yok. Ölüm seni uyandırmadan uyan.” 
“Sen bunları nereden okuyorsun?”
“Said Nursi’nin Kur’an tefsirinden.”
“Eyvah, nereden buldun bu kitapları? Yoksa sen nurcu mu oldun?
Konuşmalarından belliydi zaten. Demek nurculara karıştın ha?”
Teyzesi, toplumda yalan yanlış dolaşan kanaatlerini bir bir sayıp
dökmeğe başladı:
“Eskiden beri biz gazetelerde nurculuğun fena bir şey, “irticai” faaliyetler
olduğunu okurduk. Said-i Nursi’nin bütün hayatı hapiste geçmiş.
Tehlikeli ve suçlu olmasa hapse atarlar mıydı?”
“Teyzeciğim, tüm kulaktan dolma yanlış bildiklerini gerçek sanıyorsun.
Oysa piyasada çok silik söz dolaşıyor. Peygamberimizi de yurdundan
göç etmek zorunda bırakmadılar mı?. Peki peygamberimiz tehlikeli ve
suçlu olduğu için mi onca zulmü yapmışlar? Üstelik Said Nursi’ye açılan
bütün davalar beraatla sonuçlanmış. Bunu da biliyor muydun?”
Teyze saplantılarından bir türlü vazgeçmiyordu:
“Bak evlâdım böyle şeylerle uğraşma. Sana ne nurculuktan, sana ne
Said Nursi’den. Şu üç günlük dünyada ye, iç, eğlen.”
“Peki insanın dünyaya gönderilişinin bunlardan başka bir gayesi yok mu?
Nereden gelip nereye gittiğini, onu bu dünyaya göndereni düşünmesin mi?
Yaratıcının emirlerine göre yaşamasın mı?” 
“Canım dedim ya bu işi yaşlanmaya bırak. Sonra gençliğin gider, pişman olursun.”
Zaman böyle akıp giderken, Zerrin hanım arada gelip olan biteni
benimle paylaşıyordu. Son görüştüğümüzde teyzesi ile ilgili çok farklı şeyler söyledi:
“Teyzemle bu tartışmalarımız sürüp giderken aradan az zaman geçti
ve teyzem ne yazık ki kansere yakalandı!
Artık bütün gün yatıyordu. Hastaneye kaldırılmıştı. Ziyaretine gittim:
“Teyze” dedim. “Benden bir istediğin var mı? Sana nasıl yardımcı olabilirim?”
Teyzem yüzüme çaresiz ve pişmanlık dolu gözlerle baktı:
“Zerrin otur yanıma,” dedi.
Titreyen elleriyle ellerimi tuttu. Derin bir “ah!” çekti. Gözyaşları y
anaklarından süzülüyordu. Bütün vücudu sanki büyük bir fırtınaya tutulmuştu.
 Kesik hıçkırıklar arasında: 
“Sen haklıymışsın.” dedi. “Gerçekten hayat çok kısaymış, dünya faniymiş.
Bilmedim, bilemedim. Sanıyordum ki, Azrail benim kapımı hiç çalmayacak.
Yaşlandığımda namaz kılacaktım, hacca gidip tövbe edecektim. Yanılmışım.
Şimdiye kadar yaşadığım hayattan elimde sadece acılar kaldı. Şimdi sadece
 namazlarımı kılmak istiyorum.”
Teyzem bana yıllardır dindarlığımdan dolayı yapmadığını bırakmamıştı.
Özellikle tüm felsefesini yaşlanınca örtünüp ibadet etmek üzere kurmuştu.
Ama şimdi o felsefesinin iflas ettiğini, bir işe yaramadığını acılar içinde i
tiraf ediyordu. Ama iş işten geçmişti. 
Teyzemi mahcup etmemek için başımı önüme eğdim. Ama o tüm pişmanlık
dolu sözlerle itirafını sürdürdü:
“Namazlarımı kılacaktım. Ama artık günlerim sayılı. Ahhhh! Tekrar
dünyaya gelsem, sadece Allah’a ibadet ederim. Ömür bitmez, yıllar
tükenmez sandım. Ne olur benim için dua et.” dedi ve gözlerini yumdu.. 
Teyzemin çaresizlik içindeki pişmanlığı bana Üstad Bediüzzaman’ın şu
 ifadelerini hatırlattı:
“Eyvah, aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik.
O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet,
şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti.
 Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgar gibi uçar gider.”
y1p49AF7-hQyQTfJVf-EiqVbUMvJvx4EI9f1qqrihx4k3RJwYwfqd6soqWSFqsik_QDsS6aheU3RNg[1]

评论

请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。

若要添加评论,请使用您的 Windows Live ID 登录(如果您使用过 Hotmail、Messenger 或 Xbox LIVE,您就拥有 Windows Live ID)。登录


还没有 Windows Live ID 吗?请注册

引用通告

引用此项的网络日志